Skip to page content

ALATARIM ÖZETLER

Haziran/Aralık-2005

Haziran 2005

ALATARIM Haziran 2005

Alatarım Haziran 2005

Seleksiyonla Elde Edilen Washington Navel Portakal Tiplerinin Adana Koşullarında Verim, Kalite ve Bazı Vejetatif Özelliklerinin Belirlenmesi
Aydın UZUN Turgut YEŞİLOĞLU Önder TUZCU

Üç yıllık bir dilimi kapsayan ve Türkiye Turunçgil Aşı Gözü Seleksiyonu Projesi’nin bir bölümü olan bu çalışmada, Türkiye turunçgil bölgelerinden seçilen 40 adet Washington Navel portakal tipine ait verim, meyve özellikleri ve bazı vejetatif özellikler belirlenmiştir. Buna göre, ağaç başına verimde 37-A (94.21 kg), taç birim hacmine düşen verimde 38-A (6.066 kg/m3), gövde birim kesit alanına düşen verimde 23-A (0.653 kg/cm2), meyve ağırlığında 37-A (316.40 g) ilk sırada yer almıştır. 34-A (%36.62) en yüksek usare miktarına sahip tip olurken, 7-M (12.34) en yüksek SÇKM/Asit oranına sahip tip ve 37-A (6.19 mm) en kalın kabuklu tip olarak tespit edilmiştir. Vejetatif özellikler bakımından yapılan değerlendirmelerde, 37-A (17.29 cm) en yüksek gövde çapına, 42-A (1.58 cm) en yüksek kalem büyüme hızına, 41-A (29.576 m3) en büyük taç hacmine sahip tipler olarak saptanmıştır.

Asmalarda Göz Verimliliği
Hüseyin KARATAŞ Y. Sabit AĞAOĞLU

Tarımsal üretimin tüm dallarında olduğu gibi bağcılıkta da amaç birim alandan en yüksek verim ve bunun doğal sonucu olarak en yüksek kârlılığı sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için yapılan tüm araştırmaların temeli asmalarda verimliliği artıracak uygulamalara dayalıdır.

Asmaların verimliliği denildiğinde; yaz gelişme döneminde yaprak koltuklarında oluşmaya başlayıp, belli ayrım periyotlarından geçerek gelişmesini tamamladıktan sonra, dinlenme halinde ertesi yılın ilkbaharına ulaşan kış gözlerindeki primer tomurcukların verimliliği anlaşılmaktadır. Asmalarda verimliliğe etkili faktörlerin bilinmesi verimliliği artıracak teknik ve kültürel uygulamaların daha etkili değerlendirilmesini sağlayacaktır. Böylece bağlarda verimlilik artırılmış olacaktır.

Değişik Asma Anaçları ve Flame Seedless Üzüm Çeşidi ile Bunların Oluşturdukları Kombinasyonlara Çinko Uygulamalarının Fenolojik Gelişme ve Bazı Vejetatif Özellikler Üzerine Etkisi
Gültekin ÖZDEMİR Semih TANGOLAR Halil ERDEM Hatice BİLİR Bülent TORUN

Bu araştırmada materyal olarak kendi kökleri üzerinde yetişen Flame Seedless üzüm çeşidi ve 5BB, SO4, Cosmo 20, Fercal, Dogridge, Harmony ve 1613 C anaçları ile bunların oluşturduğu kombinasyonlar kullanılmıştır.

Araştırmada; l) Zn=0 (0 kg Zn.ha-1, Kontrol) 2) topraktan Zn (23 kg Zn.ha-1, ZnSO47H2O formunda) ve 3) topraktan Zn (23 kg Zn.ha-1, ZnSO47H2O formunda)+yapraktan Zn (%0.2, ZnSO47H2O formunda) olmak üzere üç farklı Zn uygulaması gerçekleştirilmiştir.

Deneme sonucunda, uygulamaların genotiplerde incelenen fenolojik gelişme tarihleri üzerine önemli bir etkisi bulunmazken, yaprak alanı ve koltuk sürgün uzunluğu üzerine uygulama etkisi önemli bulunmuş ve topraktan+yapraktan uygulamanın daha etkili olduğu saptanmıştır.

Düşük Sıcaklıkların Tohum Çimlenmesi Üzerine Etkileri
Ahmet KORKMAZ İskender TİRYAKİ

Tarımsal açıdan öneme sahip bitkilerde hızlı ve birörnek tohum çimlenmesi ve fide çıkışı elde etmek bitkisel üretimi ve verimliliği artırmanın ilk ve en önemli aşamalarından birini teşkil etmektedir. Ancak, doğrudan tohum ekimi yöntemi ile yetiştirilen sıcak iklim bitkilerinde düşük sıcaklık bu amaca ulaşmada karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Düşük sıcaklıklara maruz kalan bitkilerde görülen üşüme zararı 0 ile 15 oC arasındaki sıcaklıklarda ortaya çıkan fizyolojik bir bozukluk olup bu zarara uğramış bitkiler üşüme zararına gösterdikleri hassasiyet bakımından ‘hassas’ ve ‘dayanıklı’ bitkiler olarak iki ana gruba ayrılmaktadırlar. Bu bitkilerin üşüme zararına gösterdikleri hassasiyet tohumların bulundukları çevresel faktörler ile tohumun kendisinden kaynaklanan genotipe bağlı faktörler olarak değişiklik göstermektedir. Bu makalede yukarıda bahsedilen faktörler genel hatları ile ele alınarak, üşüme zararının oluşma mekanizması ile bu zararın önlenmesinde halen var olan ve yeni geliştirilen yöntemler ile biyoteknolojinin bu alanda sağlayacağı potansiyel katkılar tartışılacaktır.

Chayote (Sechium edule (Jacq.) Swartz) Yetiştiriciliği
Sebahattin ÇÜRÜK Özlem MIZRAK

Anavatanı Meksika ve Guatemala olan chayote (Sechium edule (Jacq.) Swartz), günümüzde Amerika kıtasında tropik ve subtropik iklimlerin hüküm sürdüğü bölgelerde yetiştirilen ve çoğunlukla Avrupa ülkelerine ihraç edilen bir bitkidir. Ülkemizde pek bilinmemekle birlikte, iklim ve toprak isteğinin karşılandığı güney illerimizden Antalya’da ve Hatay’da amatör yetiştiriciliği yapılmakta, yemeği yapılarak veya turşu olarak tüketilmektedir. Bu bitkinin iç pazarda az bulunan bir sebze olması ve bölgemizin Avrupa pazarlarına üretici ülkelere göre daha yakın olması nedeniyle, bölgemiz üreticileri için gelir kaynağı olabilecek alternatif bir sebze özelliği taşımaktadır. Ülkemiz için yeni bir bitki olması ve yetiştiriciliği hakkında hemen hemen hiç Türkçe kaynak bulunmaması nedeniyle, konuya ilgi duyan üretici ve araştırıcıların yararlanabileceği bir kaynak oluşturmak amacıyla bu derleme yapılmıştır.

Karniyol Arısı’nın (Apis mellifera carnica Pollm 1978) Türkiye Arıcılığı İçin Önemi
Cahit ÖZTÜRK Ali KORKMAZ

Dünya arıcılık sektöründeki gelişmelere paralel olarak Türkiye arıcılık sektöründe de son yıllarda önemli gelişmeler olmaktadır.Ülkemizde düşük olan koloni başına verimliliği artırmak için gerek bakım besleme gerekse genetik yapı konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Koloni başına arı ürünleri üretiminin artırılması amacı ile yapılan çalışmalar özellikle birkaç arı ırkı üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu amaçla şu anda dünya üzerinde yaygın olarak daha çok İtalyan (Apis mellifera ligustica) ve Karniyol (Apis mellifera carnica) arıları kullanılmaktadır. Benzer şekilde Türkiye’de de bu ırklar kullanılarak bazı çalışmalar yapılmaktadır.

Türkiye Tarım Ürünleri Dış Ticaret Yapısı ve Gelişimi
Kemalettin TAŞDAN

Bu çalışmada, Türkiye’nin tarım ürünleri dış ticaretinin yapısı ve gelişimi incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler, SITC sınıflandırması esas alınarak DPT ve DTM kaynaklarından derlenmiştir. İncelenen dönemde, Türkiye’nin tarım ürünleri ithalat, ihracat miktarı ve değeri 1970’den günümüze kadar artmış ve bu ticaretin ürün bileşimi değişmiştir. Çalışmanın sonucunda, incelenen dönemde, tarım ürünleri ithalatı içerisinde gıda maddelerinin payının azalırken tarımsal hammaddelerin payının arttığı, ihracatta ise tersi durum gerçekleştiği görülmüştür.

ALATARIM Aralık 2005

Alatarım Aralık 2005

 

Aralık 2005

Fasulye Antraknozu (Colletotrichum lindemuthianum) Hastalığına Dayanıklılığın Kalıtımı
Seher Yıldız MADAKBAŞ Şebnem ELLİALTIOĞLU

Fasulye antraknozu (C.lindemuthianum) major genler tarafından kontrol edilen fungal bir hastalıktır. Fasulye antraknozu hastalığına dayanıklılığın kalıtımında etkili olan ve her bir lokusda yer alan major genler Co-1, Co-2, Co-3, Co-4, Co-5, Co-6, Co-7, co-8, Co-9, Co-10’dur. Hastalığa dayanıklılığın kalıtımında etkili olan bu genler uluslar arası kabul edilmiş olan12’lik antraknoz ayrım setinde yer alan çeşitlerde toplanmıştır. Fasulye antraknozu ırkları çok değişken bir yapıya sahip olduğu için bu ayrım seti sayesinde ırk tanımlaması kolay yapılmaktadır. Bu derleme ile fasulye antraknozu hastalığına dayanıklılığın kalıtımı anlatılmaya çalışılmıştır.

Alabaş (Brassica oleraceae var. gongylodes L.) Yetiştiriciliği
Levent ARIN

Alabaş (Brassica oleraceae var. gongylodes L.) toprak üstünde oluşan, genişlemiş, şişkinleşmiş gövdesi için yetiştirilen, Lahanagiller familyasının bir üyesidir. Kışlık sebze olarak bilinir ve kısa vejetasyon süresine sahiptir. Alabaşın üretimi orta ve kuzey Avrupa ile Amerika’ da yaygındır. Türkiye’ de üretimi olmayan alabaş, üreticiler için alternatif bir ürün olabilir. Keza, özellikle kış döneminde, örtü altı tarımında da yetiştirilebilir. Bu makalede, alabaşın botanik özellikleri tanıtılmış, kültürü ve kullanımı hakkında bilgi verilmiştir.

Sakız Enginar Çeşidinde (Cynara scolymus L.) Döllenme Biyolojisi ve Kendileme Yoluyla Tohum Elde Edilmesi
Davut KELEŞ Sinan ETİ

Araştırmanın amacı, enginarda (Cynara scolymus L.) tohum elde edilmesinde karşılaşılan döllenme biyolojisi ile ilgili sorunlarını incelenmesidir. Denemede bir yerli çeşidimiz olan “Sakız” enginar çeşidi kullanılmıştır. Bu çeşide ait bitkilerde 1. ve 2. başlarda tanık (serbest tozlanma), izolasyon, kendileme ve çiçek tozu ilaveli kendileme uygulamaları yapılmıştır.

Çiçek tozu olgunlaştıktan yaklaşık 7-9 gün sonra dişicik tepesi reseptif hale gelmekte (protandry), bundan dolayı yabancı tozlanmaya eğilim artmakta ve bu da tohumla üretimi zorlaştırmaktadır.

Yapılan histolojik incelemelerde dişicik tepesinde çiçek tozu çimlenmesinin ilk tozlamadan 7 gün sonra gerçekleştiği görülmüştür. Zigotun ise yaklaşık 11 gün sonra oluştuğu ve ilk bölünmeye yaklaşık 20 gün sonra başladığı belirlenmiştir. Sağlıklı bir embriyo tozlanmadan sonra 55-60 günde oluşmuştur.

En yüksek tohum sayısı 1996 ve 1997 yıllarında (48.37 ve 22.10 tohum/baş) çiçek tozu ilaveli kendileme uygulamasında elde edilmiştir. 1996 yılında 1 Temmuz tarihinden sonra yapılan uygulamalardan ve 1997 yılında ikinci başlarda yapılan tüm uygulamalardan tohum elde edilememiştir. Elde edilen tohumlarda 1996 yılında %41, 1997 yılında ise %35 oranında çıkış meydana geldiği saptanmıştır. Tohumların çıkış süreleri ise sırasıyla 22.15 ve 20.05 gün olarak belirlenmiştir.

Bitki Biliminde Kullanılan Genetik Markırlar ve Kullanım Alanları
Osman GÜLŞEN Nedim MUTLU

Bu çalışmada morfolojik, fenotipik, biyokimyasal ve moleküler markırlar kıyaslanmaktadır. Morfolojik ve kimyasal markırlar kolaylıkla elde edilebilmesine rağmen moleküler markırlarla kıyaslandığında daha az sayıda markır üretmektedir. Genel olarak iki tip moleküler markır bulunmaktadır. RFLP tipi moleküler markırlar DNA-DNA hibridizasyonuyla gerçekleştirilmektedir ve genellikle radyoaktif maddelerle tespit edilmektedir. Diğer sınıf markırlar ise SSR, ISSR, RAPD, AFLP ve SRAP gibi PCR’a dayalı markırlardır. Araştırma çalışmalarında kullanılacak markır tipi çalışmanın amacına göre belirlenir. Genetik haritaları moleküler markırlarla hızlı bir şekilde doldurabilmek için RAPD, ISSR, SRAP ve AFLP gibi markırlar kullanılırken, daha spesifik markırlar elde edebilmek için SCAR, SSR ve RFLP gibi markırlar kullanılmaktadır. Moleküler markırlar yaygın olarak genetik karakterizasyon, bitkisel genetik kaynakların korunması ve genetik haritalama çalışmalarında kullanılmaktadır.

Ükemizde Dut (Morus spp.) Üretimi ve Değerlendirilmesi
Ümmügülsüm ERDOĞAN Lütfi PIRLAK

Dut, farklı iklim ve toprak koşullarına adaptasyon kabiliyetinin yüksek olması nedeniyle dünyanın pek çok bölgesinde yetiştirilen bir meyve türüdür. Anadolu, birçok meyve türünün olduğu gibi dutun da anavatanı ve en eski kültür alanlarından biri oluğundan, ülkemizin hemen her ilinde dut yetiştirilmektedir. Dut önemli bir vitamin ve enerji kaynağıdır. Dut meyvesi ülkemizde taze ve kurutulmuş olarak tüketildiği gibi, meyvesinden ülkemizde pekmez, pestil, köme, sirke, ispirto gibi ürünler de elde edilmektedir. Diğer ülkelerde ise taze meyveler çiğ olarak yendiği gibi pay, reçel, dut şarabı yapımında kullanılır, kurutulmuş meyveler ise ekmek, çörek ve pudinglere kıvam artırıcı olarak ilave edilir.

Farklı Derim Sonrası Uygulamaların Red Globe Üzüm Çeşidi Muhafazasına Etkileri
Okan ÖZKAYA Ömür DÜNDAR Ahmet Erhan ÖZDEMİR Ramazan DİLBAZ

Bu çalışmada deneme materyali olarak, Tarsus-Yenice koşullarında yetiştirilen ülkemiz yeni üzüm çeşitlerinden Red Globe çeşidi kullanılmıştır. Derimi yapılan üzümlerde ön ayıklamadan hemen sonra, a) 0.05 mm kalınlığında polietilen torbaya alınmış ve zorlanmış hava akımlı önsoğutma uygulanmış, b) 0.05 mm kalınlığında polietilen torbaya alınmış, üzerine sodyum metabisülfit pedi yerleştirilmiş ve zorlanmış hava akımlı önsoğutma uygulanmış, c) %35’lik etanol + %2’lik sitrik asit çözeltisine 1 dakika daldırılmış, 0.05 mm kalınlığında polietilen torbaya alınmış ve zorlanmış hava akımlı önsoğutma uygulanmış olmak üzere üç farklı uygulama yapılmıştır. Uygulamalardan hemen sonra karton kutulara yerleştirilen üzümler 0 oC, %90-95 oransal nem koşullarında 4 ay muhafaza edilmiştir. Araştırma sonucunda Red Globe üzüm çeşidinin uygulamalarla 2 ay başarılı şekilde muhafaza edilebileceği bulunmuştur.

Şeftali güvesi, Anarsia lineatella Zell. (Lepidoptera: Gelechiidae)’nın Kayısılardaki Zarar Şekli ve Bazı Biyolojik Özellikleri
Naim ÖZTÜRK Adalet HAZIR

Bu çalışma, 2000-2002 yıllarında ülkemizin en önemli kayısı üretim alanlarından, Malatya ve Mut(Mersin) yörelerinde yürütülen farklı iki projede; Şeftali güvesi, Anarsia lineatella Zell. (Lep.: Gelechiidae) üzerinde yapılan gözlem sonuçları ile literatür bilgilerini içermektedir. Çalışmada, Şeftali güvesi’nin kayısılardaki mücadelesine esas olmak üzere; zararlının tanımı, bazı biyolojik özellikleri, zarar şekli ve konukçuları ile yayılışına ilişkin bilgiler verilmiştir. Şeftali güvesi, diğer kayısı yetiştiren ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de kayısının en önemli zararlısı olup, bölgelere göre değişmekle birlikte yılda 2-5 döl vermektedir. Zararlı erginlerinin ilk olarak Mut yöresinde nisan başında, Malatya yöresinde ise mayıs ayı başında çıkış yaptığı belirlenmiştir. Şeftali güvesi birinci dölünün erkenci kayısı çeşitlerinin meyvelerinde zarar yapmadığı, daha çok geççi çeşitlerde sorun olduğu saptanmıştır. Ayrıca, zararlının kayısı sürgünlerini şeftali, nektarin, badem gibi çok fazla tercih etmediği gözlenmiştir.

Tozlaşmada Polen ve Nektar Cezbediciliğinin Önemi
Sibel SİLİCİ

Tozlaşma, çiçeğin anterinden gelen polen taneciğinin stigmaya taşınması işlemidir. Çok sayıda bitki türünde başarılı bir tozlaşmanın sağlanması için değişik tozlaşma vektörlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu vektörler, su ve rüzgar olabildiği gibi sinekler, karıncalar, arılar veya yarasa, salyangoz, solucan gibi canlılar da olabilmektedir. Bitkiler diğer bitkilerden polen taşınmasının yapılması için çeşitli özellikler geliştirmişlerdir. Böceklerle tozlaşan bitkilere ait polenler iri olup, yüzeylerinde çengeller, dikenler ve kraterler gibi oluşumlar bulunabilmektedir. Tozlaşmayı sağlayan böcekler, çiçekleri bulmak için görsel ve kokusal işaretler kullanmaktadır. Bir çiçeğin rengi, büyüklüğü, şekli ve yapısal düzenlemesi kadar kokusu da tozlaştırıcıya sunulan besinin kalitesi ve tipi hakkında bilgi vermektedir. Görsel işaretler tozlaşmada büyük önem kazanmaktadır. Bazı bitki türleri “hedef merkezi” olarak bilinen bir renk öğesi kullanmaktadırlar. Nektar rehberleri ise nektar kaynağından ışın yayan renk öğeleridir. Hedef merkezi olan benekler ve nektar rehberleri bir tozlaştırıcının görmesine yardımcı olarak sadece belirli renkler üzerinde onların ziyaretlerini yoğunlaştıran faktörlerdir. Farklı türde hayvanlar kokulara karşı farklı duyarlılığa sahip olduklarından koku işaretleri de tozlaşmada önem kazanmaktadır. Bununla birlikte nektar, polen, davranış özellikleri ile sunulan ödülle ilgili faktörler de tozlaşmada etkili kriterlerdir.