Kahramanmaraş Kırmızı Biberlerinde Tohumla Taşınan Virüslerin Moleküler Tanısı
Nihal BUZKAN, Didem YÜZER
Kahramanmaraş’ta yetiştirilen biberlerde, tohumla taşınan altı virüsün (AMV, CMV, TMV, ToMV, TSWV, PMMoV) RT-PCR yöntemiyle tanıları yapılmıştır. Çalışma materyali olarak 2006-2007 yıllarında Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren biber kurutma fabrikalarına farklı lokasyonlardaki (Kılılı, Narlı, Beyoğlu, Pazarcık, Şekeroba…vs) üreticilerden gelen biberler ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ), Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim elemanlarının daha önceki yıllarda yürüttükleri çalışmalarında kullanmak üzere yöreden toplamış oldukları biberlerden elde etmiş oldukları tohumlar kullanılmıştır. Toplam 125 farklı üründen alınan tohumlar çimlendirilmiş ve biber fidelerinden toplam nükleik asit izolasyonu yapılmıştır. Belirtilen virüslerin tanıları için RT-PCR analizleri ile uygulanmıştır. Analizler sonunda biber tohumlarında CMV haricinde hiçbir virüsün enfeksiyonu tespit edilmemiştir. Bütün örnekler içerisinde bir biber örneğinden alınan cDNA’da CMV enfeksiyonunu gösteren 513 bç büyüklüğünde band gözlenmiştir. Buna göre Kahramanmaraş’ta yetiştirilen biberlerde, tohumla taşınmanın viral ajanlarının yayılmasında önemli bir etken olmadığı görüşünü belirtmek mümkündür.
Anahtar Kelimeler: Biber, tohumla taşınan virüsler, RT-PCR, moleküler tanı, Kahramanmaraş
Kaba Limon (Citrus jambhiri Lush.) Genotiplerinde Genetik Çeşitliliğin SRAP Markırları İle Belirlenmesi
Aydın UZUN, Turgut YEŞİLOĞLU, Yıldız AKA-KACAR, Önder TUZCU, Osman GÜLŞEN, Übeyit SEDAY, İhsan CANAN
Bu çalışmada, Türkiye’de turunçgil koleksiyonlarında yer alan kaba limon genotiplerinde SRAP markırları ile genetik çeşitlilik incelenmiştir. Ayrıca bunların muhtemel ebeveynleri olarak bilinen mandarin ve ağaç kavunu ile ilişkileri araştırılmıştır. Çalışma 21 adet primer kobinasyonu ile yapılmış ve veriler NTSYS paket programında analiz edilmiştir. Çalışmada, 182 adet bant elde edilmiş ve bunların 143 adedi polimorfik bulunmuştur. Dendrogramda materyaller arasındaki benzerlik düzeyi 0.65 ile 1.00 arasında saptanmıştır. Kaba limonlar ağaç kavunu ve mandarine sırasıyla 0.65 ve 0.69 düzeyinde benzer bulunmuştur. Genel olarak kaba limonlar içerisinde düşük düzeyde bir varyasyon olduğu tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Turunçgil, kaba limon, Citrus jambhiri, SRAP.
Narda Meyve Kabuğu ve Dane Su İçeriğinin Meyve Çatlaması Üzerine Etkisi
Cenap YILMAZ, Ahsen Işık ÖZGÜVEN
Bu çalışmanın amacı, meyve kabuğu ve dane su içeriğinin narda (Punica granatum L.) meyve çatlaması üzerine etkilerinin incelenmesidir. Deneme 2001–2002 yılları arasında 2 yıl süreyle Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümüne ait arazi ve laboratuvarlarda yürütülmüştür. Denemede, 5 yaşındaki İzmir 10, İzmir 15, İzmir 16, İzmir 23, İzmir 26, 33 N 16 Silifke aşısı ve 07 N 08 Hicaznar çeşitlerine ait ağaçlar kullanılmıştır. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre her yinelemede bir ağaç olacak şekilde 4 yinelemeli olarak kurulmuştur. Hasatla birlikte her ağaçtan çatlamış ve çatlamamış 10’ar meyvenin örneklemesi tesadüfî olarak yapılmıştır. Tüm çeşitlerin çatlamış ve sağlam meyvelerinde dane ve meyve kabuğu su oranları etüvde kurutularak belirlenmiştir. Sonuçta, dane su içeriği açısından çatlamış ve sağlam meyveler arasında fark bulunmazken, çatlamış meyvelerin meyve kabuğu su içeriği, sağlam meyvelerden daha düşük olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Nar, meyve çatlaması, kabuk su içeriği, dane su içeriği.
Seleksiyonla Elde Edilen Bazı Yafa Portakal Tiplerinin Adana Koşullarında Verim, Kalite ve Bazı Bitkisel Özelliklerinin Belirlenmesi
Güçer KAFA, Önder TUZCU, Turgut YEŞİLOĞLU
Bu çalışmada, 1979–1983 yılları arasında Türkiye turunçgil bölgelerinden selekte edilen 7 Yafa portakal tipinde seleksiyonun ikinci aşaması olarak Adana ekolojik koşullarında verim, meyve özellikleri ve bitkisel özellikler 2002, 2003 ve 2004 yıllarında incelenmiştir. Çalışma sonucunda ağaç başına ortalama verimi en yüksek tipler 50-A (57.05 kg), 48-A (53.21 kg) ve 49-A (52.09 kg) tipleri olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Turunçgil, portakal, Yafa, ıslah, klonal seleksiyon
Bazı Erkenci Mandarin Çeşitlerinin Adana Ekolojik Koşullarındaki Verim ve Kalite Özellikleri
Şebnem KURT, Bilge YILDIRIM, Önder TUZCU
Ç.Ü. Ziraat Bahçe Bitkileri Bölümünde yürütülen bu çalışmada Adana ekolojik koşullarında turunç üzerine aşılı Robinson, Nova, Lee, Osceola, Klemantin SRA 73, Klemantin SRA 81, Fairchild, Fewtrell’s Early, Honey, Sunburst ve Bower olmak üzere 11 mandarin çeşidinin meyve verim ve kalite özellikleri incelenmiştir. Buna göre, meyve verimi yüksek, kolay soyulabilen ve diğer meyve özelliklerinin mükemmel olması nedeni ile Nova ve Klemantin SRA 73 üstün çeşitler olarak belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Erkenci mandarin, ekoloji, verim ve kalite.
Sebze (Bahçe) Soya (Glycine max [L] Merr)
Nuray ÇÖMLEKÇİOĞLU
Sebze soya (edamame) iri tohumlu, tatlı aromalı özel bir soya türüdür. Tohumlar protein yağ, fosfolipitler, mineral maddeler, vitaminler ve lif bakımından zengindir. Taze sebze soya tohumları %10-11 protein ve %5- 7 yağ içerir. Sebze soya tarla soya fasulyesiyle aynı türdür, bitkisel özellikleri bakımından benzerdir ve benzer üretim istekleri vardır. Ancak sebze soya baklalar tamamen yeşilken olgunlaşmadan hasat edilir. Sebze soya genellikle taze bakla veya dondurulmuş tane olarak pazarlanır.
Anahtar Kelimeler: Sebze soya, bahçe soya, edamame.
Sebzelerde Eşey Hücrelerinin Oluşumunda Büyümeyi Düzenleyici Maddelerin Etkileri
Deniz KARAKAYA, Hüseyin PADEM
Bitki büyüme ve gelişmesinde rol oynayan en önemli içsel faktör büyümeyi düzenleyici maddelerdir. Sebzelerin sahip olduğu cinsiyet çeşitliliği ve cinsiyet belirlenmesi yönünde yapılan araştırmalar incelendiğinde, çevresel faktörlerin yanı sıra büyümeyi düzenleyici maddelerin uygulanmasının da cinsiyet belirlenmesinde etkili olduğu görülmektedir. Büyümeyi düzenleyici maddelerinin bitkiler üzerinde çok çeşitli etkileri vardır. Dişi ve erkek çiçek veya organların gelişmesi, büyüme düzenleyiciler ve çevre koşullarından açıkça etkilenmektedir. Büyüme düzenleyiciler tarımsal çalışmalar açısından büyük önem taşırlar ve yaygın olarak kullanılırlar. Büyüme düzenleyicilerinin önemli bir kullanım alanı, eşey hücrelerinin oluşumu ve çiçek cinsiyetinin belirlenmesi üzerinedir.
Anahtar Kelimeler: Büyümeyi düzenleyici maddeler, sebze, eşey hücreleri.
*Adana ve Çevresinde Yenidünya Bahçelerinde Bulunan Thysanoptera (Trips) Türleriyle Avcı Böceklerin Populasyon Değişimleri ve Trips Zararı Üzerine Araştırmalar
Ekrem ATAKAN
Bu çalışmada Adana ve çevresinde 2006-2009 yıllarında yenidünya ağaçlarında Thysanoptera takımına bağlı türlerin ve avcı böceklerin populasyon değişimlerinin ve trips zararının incelenmesi amaçlanmıştır. Tripsler yenidünya çiçek ve/veya meyvelerinden silkme yöntemiyle toplanmıştır. Toplam 17 adet Thysanoptera türü saptanmıştır. Çiçeklerde en yaygın görülen tür Thrips major Uzel (Thripidae) olmuştur (%65). Bu türü sırasıyla Thripidae familyasından Frankliniella occidendalis (Pergande) (%16) ve Isoneurothrips australis Bagnall (%6) izlemiştir. Predatör böcek türleri içerisinde en yaygın olarak Orius niger (Wolff) (Hemiptera: Anthocoridae) saptanmış olup, bulunma oranı %52’dir. Tripsler esas olarak çiçeklerden toplanmıştır. Olgunlaşmamış veya olgun meyvelerde çok az sayıda trips türü bulunmuştur. Çok az sayıda Thysanoptera larvası örneklemeler sırasında bazen ve sadece çiçeklerde kaydedilmiştir. Yaygın görülen trips türlerinin ortalama yoğunlukları 0.0004-0.002 trips/çiçek arasında değişmiştir. Trips türleri ile toplam predatörlerin populasyon yoğunlukları arasında ilişki görülmemiştir. Çiçeklerde ve meyvelerde trips beslenmesinden dolayı zarar görülmemiş olup, Thysanoptera türlerinin örnekleme yörelerinde yenidünyada ekonomik anlamda zararlı türler olmadığı düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Yenidünya, Thysanoptera, avcı böcekler, populasyon, zarar
*Bazı Turunçgil Anaçlarının SSR Markırları ile Moleküler Tanımlanması
Yıldız AKA KAÇAR, Turgut YEŞİLOĞLU, Bilge YILDIRIM, Özhan ŞİMŞEK, Meral İNCESU, Müge KAMİLOĞLU, Önder TUZCU
Bu araştırmada, turunçgillerde anaç olma özelliği olan yirmi üç genotipin genetik yapıları SSR (Simple Sequence Repeat) markırları ile belirlenmiştir. Genotiplerin genetik ilişkilerinin belirlenmesi amacıyla toplam on SSR primer çifti kullanılmıştır. Kullanılan primerlerden Ci03C08 primeri istenilen amplifikasyonu vermediği için değerlendirmeye alınmamıştır. Değerlendirmeye alınan 9 mikrosatellit primer çifti her genotip için 1 ile 3 arasında değişen bantlar vermiştir. CI03D12a primer çifti, proje kapsamında çalışılan genotiplerle toplam 10 bant vererek en yüksek polimorfizm oranını sergilemiştir. Bu primer için elde edilen bantlar 238bp-258bp aralığında dağılmışlardır. Elde edilen genetik veriler ile genetik benzerlikler hesaplanmış ve genetik benzerliklere dayalı dendrogram elde edilmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan genotipler arasındaki genetik benzerlikler tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Citrus, DNA parmakizi, genetik karakterizasyon, SSR.
*Bazı Çilek Çeşitlerinin Adana Ekolojik Koşullarındaki Morfolojik ve Pomolojik Özellikleri
Ahsen Işık ÖZGÜVEN, Cenap YILMAZ
Anahtar Kelimeler: Çilek, çeşit, pomolojik, kloroz
*Tüplü Asma Fidanı Üretiminde Değişik IBA ve NAA Uygulamalarının Farklı Çeşit/Anaç Kombinasyonlarında Aşı Başarısı Üzerine Etkileri
Ali SABIR, Y. Sabit AĞAOĞLU
Çeşitli IBA ve NAA dozlarının farklı çeşit/anaç kombinasyonlarında aşı başarısına etkilerinin belirlenmesi amaçlanan bu araştırmada, Ata sarısı ve Yalova İncisi üzüm çeşitleri ile 41 B ve 99 R anaçları kullanılmıştır. Uygulamalar, aşı noktasında kallus oluşum düzeyi (1-4 skalası), 3. ve 4. derecede kallus oluşturan çeliklerin oranı (%), aşı tutma oranı (%), fidan aşaması sonunda ölçülen ana sürgün kalınlığı (mm) ve uzunluğu (cm) bakımından değerlendirilmiştir. Kallus oluşum düzeyi incelendiğinde çeşit, anaç, uygulama ve anaç x çeşit x uygulama interaksiyonu arasında önemli farklılıklar saptanmıştır. En yüksek kallus oluşum düzeyi Ata sarısı’nda (3.18) belirlenirken, bu özellik bakımından anaçlardan 99 R (3.56) daha iyi sonuç vermiştir. Uygulamalar içerisinde 2000 ppm NAA’nın aşı yerinde kallus oluşumunu teşvik ettiği görülmüştür. Aşı tutma oranı bakımından 99 R anacı ve 1000 ppm NAA uygulaması daha iyi sonuç vermiştir. Ana sürgün kalınlığı bakımından, Ata sarısı çeşidi daha iyi sonuçlar ortaya koymuş, uygulamalar ve anaçlar sürgün uzunluğunu önemli derecede etkilememiştir.
Anahtar Kelimeler: Tüplü asma fidanı, aşılı çelik, IBA, NAA
*Anamur Yöresindeki Muz Seraları İçin Gerekli Doğal Havalandırma Açıklığı Alanının Belirlenmesi
Cengiz TÜRKAY, H. Hüseyin ÖZTÜRK
Bu çalışmada, Anamur yöresinde muz üretimi yapılan seralar için gerekli doğal havalandırma açıklığı alanının belirlenmesi amaçlanmıştır. Anamur ilçesindeki muz seralarını temsil eden alçak ve yüksek tip iki serada, farklı yerleşim ve yüksekliklerde hava sıcaklığı ve bağıl nem değerleri ölçülmüş, çatı ve kanarlarda gerekli havalandırma açıklığı oranları, gerekli özgül havalandırma oranı değerleri ve hava değişimi sayıları hesaplanmıştır. Muz serası için, taban alanına kıyasla toplam havalandırma açıklığının en az %17 oranında olması gerektiği belirlenmiştir. Taban alanı 1000 m2 olan muz serası için, sıcaklık farkı değerlerine bağlı olarak, çatı ve kanarlarda gerekli doğal havalandırma açıklığı alanları belirlenmiştir.
Anahtar Sözcükler: Muz, sera, doğal havalandırma
*Doğu Akdeniz Bölgesi Narlarında Nar yaprakuyuzu [Aceria granati (Canestrini&Massalongo) (Acarina: Eriophyidae)] Üzerine Bir Ön Araştırma
Naim ÖZTÜRK, M. Rifat ULUSOY,Cenap YILMAZ
Bu çalışma; 2007-2008 yıllarında Doğu Akdeniz Bölgesi illerinden Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay ili nar alanlarında yürütülmüştür. Çalışmada, Nar yaprakuyuzu [Aceria granati (Canestrini&Massalongo) (Acarina: Eriophyidae)]’nun yayılışı, zarar şekli, bulaşıklık ve popülasyon durumu, doğal düşmanları ile bazı gözlem sonuçları verilmiştir. Çalışma sonucunda; ev bahçeleri, çit bitkisi olarak dikilmiş narlar dahil fidanlık ve kapama bahçelerin ortalama %79.6 (%78.9-83.3) oranında A. granati ile bulaşık olduğu bulunmuştur. Ancak, meyvelerde herhangi bir zarar belirtisi görülmemiştir. İlk A. granati bireylerinin gözlerin uyanmaya başladığı mart ikinci yarısı ile nisan başında çıkış yaparak, yaprak kenarlarında kıvrımlar ve sürgünlerde şekil bozuklukları oluşturduğu belirlenmiştir. Ergin ve nimflerin beslenmesi sonucu oluşan bu zararın, yaşlı ağaçlarda önemli olmadığı ve bitkinin bu zararı zamanla tolere ettiği gözlenmiştir. Ancak, fidanlık ve genç bahçelerdeki sürgün zararının çok daha önemli olduğu belirlenmiştir. A. granati popülasyon yoğunluğunun bölgede haziran ikinci yarısında artmaya başladığı ve temmuz–eylül aylarında ise, en yüksek seviyeye ulaştığı gözlenmiştir.
Çalışmanın yürütüldüğü alanlarda; Scymnus pallipediformis Günther, S. rubromaculatus (Goeze) ve S. quadriguttatus Fürsch&Kreissl(Coleoptera: Coccinellidae) ile Crysoperla carnea (Stephens) (Neuroptera: Chrysopidae) türlerinin A. granati’nin predatörü oldukları belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Nar, Nar yaprakuyuzu, Aceria granati, zarar, doğal düşman
*Yapay Bir Veri Seti İle Tartılı Derecelendirme Yönteminin Yeniden Değerlendirilmesi
Sedat SERÇE, Özkan GÖRGÜLÜ
Bitki gen kaynaklarının morfolojik karekterizasyonu ve değişik bölgeler için çeşit adaptasyonları Türkiye’deki bahçe bitkileri araştırmalarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Her iki alan da değişik önem seviyelerinde birçok bahçe bitkileri özelliğinin çok sayıda genotip için değerlendirmesini gerektirmektedir. Bu tip denemelerde sıklıkla tartılı derecelendirme yöntemi bir istatistiksel yöntem olarak kullanılmaktadır. Tartılı derecelendirme ile ilgili yapılan kaynak taramasında, halen uygulanmakta olan yöntemin bahçe bitkileri araştırmaları için ilk olarak önerilen yöntemden önemli ölçüde farklı olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, yapay bir veri dosyası kullanarak, orijinal yöntemle Türkiye’deki çalışmalarda kullanılan tartılı derecelendirme yönteminin aynı veri seti için değişik sonuçlar verebileceğini gösterdik. Önem testi içermeyen mevcut yöntem, test edilen genotiplerin toplam puanları arasında, istatistiksel olarak önemli olup olmadığı belirlenememektedir. Ancak bu yöntemdeki hiçbir sonuç istatistiksel olarak desteklenmemektedir. Bu yüzden bahçe bitkilerindeki çok-değişken içeren araştırmalarda ya “asıl” tartılı derecelendirme yönteminin titizlikle takip edilmesini ya da diğer çok-değişkenli analiz yöntemlerinin kullanılmasını önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Morfolojik karekterizasyon, çok değişkenli analiz, derecelendirme yöntemi ve çeşit adaptasyonu
*Hardalgillerde Kara Çürüklük Hasalığı (Xanthomonas campestris pv. campestris) ve Dayanıklılık Kaynakları
Muhammet TONGUÇ
Brassica cinsi dünya çapında önemli ekonomik bitki türlerini ihtiva etmektedir. Bu türler genellikle sebze ve yağ bitkileri olarak yetiştirilmekte ve insan beslenmesinde önemli bir yer tutmaktadırlar. Kara çürüklük hastalığı (Xanthomonas campestris pv. campestris) Hardalgiller ailesine ait tüm bitki türlerinde görülen ve ekonomik olarak büyük kayıplara yol açan bakteriyel bir hastalıktır. Bu çalışmada hastalığın belirtilerinin neler olduğu, hastalığa yol açan bakteriyel etmenlerin neler olduğu, bakterinin ırklarının nasıl ayrıldığı ve bakterinin teşhis metotlarının neler olduğu incelenmiştir. Hastalığı kontrol metotlarından en önemlisi olan konukçu bitkilerdeki dayanıklılık kaynakları, dayanıklılığın bitki genomlarında dağılımı ve kalıtımı ve Brassica ıslahında kullanımı incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Brassicaceae, kara çürüklük, siyah damar çürüklüğü, dayanıklılık